
AĞLIYORMUSUN?
Sen miydin deli fişek rüzgârların hükümdarı? Sen miydin be Yalguzak, zamanın genişi mekanın darı? Karanfil bahçelerin kurumuş, yetişmez olmuş darı? Neden şimdi boynun bükük, neden böyle mahzunsun? Gözlerindeki yaş ne, yoksa ağlıyor musun? Bir zamanlar gözlerindeki, bir avuç kızıl kordu, Sen yılmayı bilmezdin, üstüne gelse ordu… Okyanuslarda kalsan, boğuşurdun en azgın dalga ile, Söyle Yalguzak! Şimdi seni bu hale, sokan hangi gaile … Sanki sessiz sedasız, korlarda yanıyorsun, Hayranı olduğun, karanfillerini, Gözyaşınla, yakarak mı suluyorsun? Kapatma kirpiklerini! Düşer yine damlalar, Yağmur mu yağıyor ne yoksa ağlıyor musun? Nerede elinin kılıcı, hani o taşlar kesen… Susmuş en sivri dilin, konuşsan hep keşke sen.. Melül gözlerle bakıp, her söze susuyorsun, Gözlerine mekan mı kurdu, yüklü bulutlar? Yoksa ağlıyor musun? Yaslara bürünmüşsün Yalguzak! Büründüğün yas; aksız! Nerede o Yalguzak? Hani yaşardı yasaksız! Ney seslerin susmuş, artık dinlemiyorsun! Karanfiller küsmüş sana, öpüp koklamıyorsun.. Bağında baykuş mu öttü? Gökler mi delindi? Nedir bu yaşlar? Yoksa ağlıyor musun? Sen değil miydin Ötüken’de sevdalanıp hilali üçe bölen? Sen değil miydin, dal kıran baş kesen? Sen değil miydin dost uğruna bir çırpıda ölen? Şimdi neden titriyor ellerin? Söyle neden korkuyorsun? “Ağlamak acizliktir” derdin ya, Yoksa ağlıyor musun? Gözyaşların, bir gülümsemenin diyeti mi? Ruhun hangi vicdansız annenindi; yetimi?
Kaç asırlık birikmiş içinde hınçtı yaş’ın… Bin yaşında gibisin…. Daha senin ne ki yaşın?
Bükülmezdi bileğin, boynun niye bükülmüş? Çınar gibi köklerin toprağından sökülmüş…
Aynadaki sen misin? Bir garip bakıyorsun… Her damlada beynine kurşunlar sıkıyorsun… Neden eğdin başını yoksa ağlıyor musun?
Betül Övünç
Not: Forum bölümümüz açılmışdır.
www.kurultay.forumabi.com
|